17 Haziran 2014 Salı

Bilgi Teknolojileri Yönetişimi (IT Governance)

Günümüz iş dünyasında bilgi teknolojilerinin daha yoğun bir biçimde kullanılmaya başlanması Bilgi Teknolojileri(BT) yönetişimi konusunu daha önemli bir hale getirmiştir. Geçmişte BT kurumların hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıran bir araç olarak görülürken günümüzde kurumların ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir ve iş hedeflerine ulaşmakta vazgeçilmez bir yer kazanmıştır. Başlarda BT, şirket yöneticilerinin gündeminde pek bulunmayan bir konu iken, BT yönetişimi bugün şirket yönetimi altında ele alınması gereken bir konu olmuştur. Şirketlerin başarısında etkin BT kullanımının belirleyici rol oynaması BT’nin üst düzey yönetilmesi ihtiyacını doğurmuştur.

Bu makalede ele aldığımız BT yönetim şekli BT’nin üst düzey ve stratejik boyutta yönetimidir (IT Governance). Bu sebeple kurum içinde BT yönetişimden birinci derecede sorumlu olanlar yönetim kurulu ve üst düzey yönetimdir, BT yöneticisi değildir. BT yönetişimi kurum yönetiminin bir bileşenidir.

BT yönetişiminin ana misyonu kurumun iş hedefleri ile BT faaliyetlerinin uyuşmasının ve aynı doğrultuda bulunmasının sağlanmasıdır (alignment). BT ile kurum hedefleri arasındaki bu stratejik uyumluluk günümüzde kritik bir başarı faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. BT yönetişimi bu kritik başarı faktörünün yakalanması için güvenli ve sağlam bilgi teknolojilerinin uygulanmasına çalışır. BT yönetişimde en iyi yöntemler (best practices) denilen sektörde güvenilirliği ve işlerliği kanıtlanmış teknikler kullanılır. Bu teknikler kullanılan bilgi teknolojilerinin kurum hedeflerini desteklemesini, kaynakların daha sorumlu kullanılmasını, risklerin uygun bir biçimde yönetilmesini ve iş alanlarının etkinliğinin artırılmasını sağlar.

BT yönetişimi 2 temel mesele ile ilgilenir:

  • BT kuruma katma değer kazandırmalıdır
  • BT riskleri kabul edilebilir seviyeye indirgenmelidir

BT yönetişimi bu hedefleri bir döngü içinde gerçekleştirmeye çalışır. BT’nin kurumun iş hedefleri ile aynı doğrultuda olması katma değer yaratır. Yaratılan katma değerin korunması yoğun biçimde kullanılan bilgi teknolojilerinin doğasında bulunan risklerin etkin yönetimi ile mümkündür. BT risk yönetimi ve performans değerlendirme sonuçları baştaki doğrultulamanın tekrar gözden geçirilmesine götürür.

BT yönetişiminin kurum içinde yürütülmesi için bir BT Strateji Komisyonu oluşturulması önerilir. BT strateji komisyonu üyeleri üst düzey yöneticilerden oluşur. Her üye sorumlu olduğu birim içinde karar verme yetkisine sahiptir. Bu komisyonun ana fonksiyonu kurumun BT sorumluları ile üst yönetim arasında köprü vazifesi görmektir. Üst yönetime BT ile ilgili kararlar alınması sürecinde teknik bilgi sağlayarak yardımcı olurken, alınan stratejik kararların BT tarafına aktarılması BT stratejik komisyonu tarafından yerine getirilir. Bu komisyon ile üst yönetim ve BT bölümü arasındaki iletişimin iyileştirilmesi hedeflenir.

BT yönetişimi içerisinde ele alınması gereken bir diğer önemli konu Bilgi Güvenliği Yönetimidir (BGY). BGY 3 temel konu üzerinde odaklanır: servislerin sürekli kullanılabilirliği (availability), bilginin bütünlüğü (integrity) ve bilgi gizliliğinin korunması (confidentiality). BGY bütün biçimleriyle (kağıda yazılı, ses halinde, elektronik ortamda, e-posta vb.) kuruma ait bilginin yaşam döngüsü içindeki her noktada korunmasına çalışır. Ağ ortamında gerçekleşen saldırıların yıldan yıla artması ve giderek daha karmaşık saldırıların uygulamaya konulması BGY’ni zorunlu hale getirmiştir. Günümüz iş dünyasında bilgiye olan bağımlılığın üst seviyeye çıkması onun çok iyi bir şekilde korunması gerekliliğini doğurmuştur. Bu alanda metodik bir yaklaşımla standart kuruluşları tarafından ortaya konan bir yönetim sistemi bulunmaktadır, Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi (BGYS). BT yönetişiminde olduğu gibi BGY’de de birinci derecede sorumlu yönetim kurulu ve üst yönetimdir.

Etkin bir BGY’de atılan ilk adım kurumun iş hedefleri ile örtüşen bir bilgi güvenliği politikasının geliştirilmesi olmalıdır. Bilgi güvenliği politikası kurumun güvenliğe olan yaklaşımını ortaya koyar. Güvenliğin üst yönetim tarafından ciddiye alındığını gösteren bir belgedir. Güvenliğin üst yönetim tarafından önemsenmesi tüm kurum çalışanlarının güvenliği daha kolay benimsemelerine yardımcı olur. Bilgi güvenliği politikası kurum içinde yayınlanmalı ve bütün çalışanlara ulaştığından emin olunmalıdır. Kurum içinde güvenliği arttırırken verimliliğin de düşürülmemesi gereklidir. Güvenlik ve verimlik bir terazinin ayrı kefelerinde bulunur. İkisi arasındaki hassas dengeyi kurumun kabul edebileceği risk seviyesi belirler. Öte yandan güvenlik için harcanan iş gücü ve maliyetin korunmaya çalışılan bilginin değerinden fazla olmamasına da dikkat edilmelidir.

BT yönetişimde en çok kullanılan yönetim araçları politika ve prosedürler olarak karşımıza çıkmaktadır. Politika ve prosedürler bilgi sistemleri ve bilgi kaynaklarını idare etme hususunda yönetimin yaklaşımını ortaya koyar. Politika daha üst düzey bir belge iken prosedür daha alt seviye bir belgedir. Politikalar kurum felsefesini yansıtmalıdır. Detaya girmeyen  ve kuralları her seviye çalışanın anlayabileceği bir biçimde açık ve net belirleyen bir belgedir. Prosedürler belli aktivitelerin ve iş süreçlerinin nasıl yapılması gerektiğini adım adım ayrıntılı bir şekilde ortaya koyar.

BT yönetişimin ilgilendiği temel konulardan birinin de risk yönetimi olduğundan bahsetmiştik. Risk yönetimi kurum içinde bilgi güvenliğinin sağlanmasındaki temel taşlardan biridir. Risk yönetiminde atılması gereken ilk adım kurumun riske karşı toleransını belirlemesidir. Kurum kabul edilebilecek risk seviyesini belirlemelidir. Risk yönetimi 4 ana adımından oluşan bir süreçtir:

  1. Varlıkların listelenmesi ve sınıflandırılması
  2. Açıklıkların ve tehditlerin belirlenmesi
  3. Karşı önlemlerin seçilmesi
  4. Riskin kabul edilebilir seviyeye çekilmesi

Somut veya soyut kurumun sahip olduğu her şey varlık olarak tanımlanabilir. Saygınlık, bilgi, yazılım, donanım, personel vb. kurum varlıklarına örnek olarak gösterilebilir. Risk yönetiminin ilk adımında bu varlıkların envanteri çıkarılır. Çıkarılan envanterde varlıklar sınıflandırılmış ve değerleri (parasal veya manevi) belirlenmiş olmalıdır. Bu adımda öncelikle neyin korunacağına karar verilir. İkinci adımda varlıklarda kazara veya kasıtlı olarak kayıp veya zarara yol açabilecek tehditler belirlenir. Bunun yanında varlıklarda bulunabilecek tehditlerin kullanabileceği açıklıklar da (zafiyet) tespit edilmelidir. Açıklık olmadan tehdidin zarar vermesi mümkün değildir. Son iki adımda uygun karşı önlemler ve kontroller seçilir ve bunlar uygulamaya geçirilir.

Risk yönetimi kurum bütün fonksiyon ve süreçlerine uygulanmalı, açıkta bir alan bırakılmamalıdır. Risk yönetimi kapsamında daha değerli olan varlıklara öncelik verilmesi gerekir. Benzer şekilde büyük kayıp ve zararlara yol açabilecek tehditler de yine öncelikli olarak ele alınmalıdır. BT yönetişimi kapsamında yürütülen risk yönetimi de diğerlerinde olduğu gibi üst yönetim sorumluluğundadır.

Bilgi güvenliğinde anahtar öneme sahip bir diğer unsur insan faktörüdür. Bilgi güvenliğinde en zayıf halkayı insanlar oluşturmaktadır. Çalışanlar, şirketin başarılı veya başarısız olmasında doğrudan etkiye sahiptir. Bu sebeple personel (insan kaynakları) yönetimi BT yönetişimi kapsamında ele alınması gereken önemli konulardan biridir. Personel yönetimi insanların işe alınması, çalıştırılması, terfi ettirilmesi ve işine son verilmesi ile ilgili politika ve prosedürlerle ilgilenir. Bu politika ve prosedürler, personel yönetimi kapsamında uygulanacak prensip ve ilkeleri ortaya koyar. Bunlardan bazıları:

  • İşe alma prensipleri
  • Çalışan el kitabı
  • Terfi politikası
  • Bilinçlendirme ve mesleki eğitimler
  • İşgücü planlama ve zaman yönetimi
  • Personel performansını değerlendirme
  • Zorunlu izne ayırma
  • İşten çıkarma politikası

Personel yönetimi ile ilgili tavsiye edilen uygulamalar örneğin;

  • İşe alırken adayın geçmiş iş tecrübelerinin, eğitim durumunun incelenmesi, referanslardan gerekli doğrulamaların alınması, işe başlatırken gizlilik anlaşmasının yapılması
  • İşe başladıktan sonra çalışanlara şirket içinde bilmesi ve uyması gereken tüm kural, politika, prosedür ve düzenlemeleri anlatan el kitabının verilmesi
  • İşini bilgi güvenliği prensiplerine uygun şekilde yerine getirebilmesini sağlayacak bilinçlendirme eğitimlerinin verilmesi
  • İşine son verirken kullanıcı hesaplarının zamanında devre dışı bırakılması, tüm erişim ve giriş kartlarının geri alınması, kullandığı tüm şirket malzemelerinin zamanında teslim alınması, kurum bilgisine zarar vermesini engellemek için erişiminin vakit kaybetmeden kaldırılması

vb. olabilir.

BT yönetişim kapsamında ele alınması gereken bir diğer konu dış kaynak kullanımı ile ilgilidir. Dış kaynak kullanımı sadece maliyetle ilgili bir karar değil kurum açısından stratejik bir karar olarak görülmelidir. Bir BT servisini dış kaynak kullanımı ile elde etmeden önce gerekli analiz çalışmasının çok dikkatli bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Mutlaka kurum içinde sağlanması gereken BT servisleri olabilir, bunlar için dış kaynak kullanımı daha maliyet etkin bir yol bile olsa tercih edilmemesi gerekir. Dış kaynak kullanımı ile elde edilecek işlevin üçüncü taraflarca daha ucuza, daha kaliteli bir şekilde ve riski arttırmadan sağlanıp sağlanamayacağı mutlaka sorgulanmalıdır. Dış kaynak kullanımına yönelik karar ve stratejilerin BT strateji komisyonu tarafından gözden geçirilmese ve onaylanması tavsiye edilmektedir.


BT yönetişim kapsamında son olarak görevlerin ayrılığı (segregat,on of duties) ilkesine de değinmek gerekir. Görevlerin ayrılığı ilkesi kurum çalışanlarının gereğinden fazla geniş yetkilerle donatılması neticesinde ortaya çıkabilecek kötüye kullanımların önüne geçmeyi hedefler. Kritik görev ve işlerin sadece bir kişi tarafından yürütülmesi bu türden kötüye kullanımlara ve bu yanlışlıkların tespit edilememesine yol açar. Bu ilke gereği rol ve sorumluluklar birden fazla çalışana dağıtılmalıdır. Tek bir kişi üst düzey yetkilerle donatılmamalı ve her çalışanın faaliyetlerinin denetlenebilmesini sağlayacak şekilde sorumluluklar dağıtılmalıdır. Görevlerin ayrılığı ilkesi özellikle büyük ölçekli kurumlar için hayati önem taşır. Eğer bu ilkenin uygulanması insan kaynağı açısından mümkün olmuyorsa telafi edici kontroller tasarlanarak kurum riski azaltılmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder